284- HU DER GÖNÜL NURU SEYRETTİKÇE

Hu der gönül, seveni gönülden seyreder.Sevgisi gül kokusu saçar, korkuyu def eder.Gülün kokusu özgür bakışı keskin eder.Kokusuyla gönül kafesini örerek setreder. Sen gönderdin bu kokuyu, gönül onunla mest.Örersin her an gönül kafesini renginle mest.Üzerine takarsın hayret fesini, neşenle mest.Anında anını edersin his, sohbetinle mest. Üzerinde görürsün elbisesini, tenini giydirmiş.Teni canlandıran ruhu hissederek içine dalmış.Avucundaki ruhu … Devamını oku… 284- HU DER GÖNÜL NURU SEYRETTİKÇE

283- ŞEMSİYENİ KAPAT RAHMETİ ÜZERİNE AKIT

Yağmur yağar üstüne her an, engel koyma araya.Şemsiyeni kapat, olmasın engel, girmesin araya.Ünsiyet elde et, bu ünsiyetle yaşa, girme araya.Bencillik en büyük engel, kaldır, girmesin araya. Yağmur gibi rahmet eder, gönül her an yağar.Yağmurunda ıslatır, suyuyla nefes aldırır.Her nefeste hissettirir, cihanı nakşettirir.Nakşiyle nakkaş olur, remzini gösterir. Dedin ki, sen yağmurumla ıslandın.Suyumla sulandın, nefesimle konuştun.Hevesi terk … Devamını oku… 283- ŞEMSİYENİ KAPAT RAHMETİ ÜZERİNE AKIT

282- EY İNCİ MİSALİ PARILDAYAN RUH

Sen hangi balığın derisinde güzelleştin.Hangi derin sularda olgunlaşmayı bekledin.Hangi kumlardan çekirdeğini aldın.Hangi boyunda durmak için pırıldadın. Ey inci, gözüm sana bakar hasret çeker.Senden meded bekler, cihanı senle süsler.Senden akan nura dokunmak ister.Sana dokunup senle süslenmek ister. Ey inci, sen neden hep parıldarsın.Senin nurun nerden gelir de sanırsın.Nurun sahibi seni aydınlatmazsa…Bil ki karanlıkta kalırsın. Karanlıkta kimse … Devamını oku… 282- EY İNCİ MİSALİ PARILDAYAN RUH

281- HABER VERDİ GÖNLÜMDEN

Gönlün öz yarına bakar, sever sevinir özler.Hasretle bekler, kelamına hayretle bakar.Neden demeden teslimiyetle dalar.Her sözünü sevgiyle gönlüne nakşeder. Gönlü yanıktır, hem yananları seyreder.Kendisi yanmaz, ama yananları resmeder.Yanmaz çünkü yanık kokusunu hapseder.İşte gerçek yanış bu yanış, tüter, celbeder. Özlemden bahsetmez, o; özlemi yutmuş.Kavuşmaktan utanır, o; ayrılıktan tutuşmuş.Arkasına yaslanıp tutuşur, bunu da yutmuş.Yutkunurken gözyaşı döker, özü maya … Devamını oku… 281- HABER VERDİ GÖNLÜMDEN

280- HASRETLE ÖZ NURUMA BAKINIP DURURUM

Akınca kalbe hasret, didim olunca şuur.Akar artık suyun, haddince bulur surur.Sessizleşir, garipleşir, hesapsız olur onur.Ümmileşir, kitabı kendinde bulur. Bir de bakar ki, nefisten eser kalmamış.En yakını ona kibirli diye dem vurur olmuş.Oysaki kendisinden geçip tanımsız kalmış.Tanımsızlığı tarifte acizleşmiş. Ey güzeller güzeli olan ulu güzel.Nazarın etti beni lal, cevherin oldu rehber.Duruşun rengimi değiştirdi, eyledi esmer.Oysaki daha … Devamını oku… 280- HASRETLE ÖZ NURUMA BAKINIP DURURUM

279- EY ÖZDEN GELEN SESLENİŞ ABİDESİ

Bir çay içerek sabahın selamını verdinGönlünde olan âlemin rengini kumsala verdin.Dünyama nefes verdin.Ruhumun gurbetini giderdin.Sadık bir dost aziz bir yar oldun.Kalbimin en sessiz yerinde bile muhafa eyledin.Bu mısralar ile gönlüme baktırdın.Seslenişinle tebessümümü güzelleştirdin.Dokunuşunla bakışımı seslendirdin.Azametinle azim olanı hatırlattın.Ferasetinle ince bakışımı sezdirdin.Öz nakşınla dirayetime heybet kattın.Kutlu bir doğum olarak elime gül verdin.Kokusunu kokunla süsledin.Yapraklarını koklayarak kokunu … Devamını oku… 279- EY ÖZDEN GELEN SESLENİŞ ABİDESİ

278- İNCİDEN İNCİYE İNCELEN İNCİ

Ey inciden inciye incelen ince gönül.İlahi Nur gönülde kandil oldu, misli gül.Temaşaya olmadın maşa, direk oldun bülbül.Sevgide sevdaya oldun hane, kendini bil. Gönlümün neşesi, kimse bilmez bu sesi.Gönlümün sesi, ruhumun hissesi, asil gözdesi…Karşılıksız manası, kişiliksiz bilmecesi…Cevap buldum soruma, kalmadı eğlencesi. Tüm eğlence artık söndü, çünkü beklenti yok.İstek bitti, çünkü kavuşma zevkiyle oldum tok.Dergâhını dergâhım eyledim, … Devamını oku… 278- İNCİDEN İNCİYE İNCELEN İNCİ

277- SADECE SEVİLEN SEVİLİR İNDİ İLAHİDE

Anlarım onun içinde sessizliğin hissedişini.İçindeki sözsüz haykırışını, hem dokunuşunu…Her haykırışla ürperir kalbim, anlar nurunu.Her dokunuşta hisseder buyunduruğunu. İçimde seyrettim hep seyrini hem bakışını.Biraz edeb, biraz hayâ, biraz geri adımını.Biraz tedirginliğini, adanayım mı demeni.Zaten adandığı sesle nefesletir hissini. Elini koy elime, gözünü koy gözüme.Elinden hissin kaysın hissime.Kelimeler gözden sözülsün özüne.Öylece sevgide yüzülsün biline. Bilirsin sen marufsun … Devamını oku… 277- SADECE SEVİLEN SEVİLİR İNDİ İLAHİDE

276- NAZ EDERİM İLAHİ HASRETE

Naz doğal yaşamın, ama gözyaşıyla olunca…İçimi yaktı vechine hasretle temaşa olunca…İçime gömüldü hasretin umutla dolunca…Her bir umudun bir mektup, hasretle yazılınca… Bakıyor da yaş dolu dolu içime nakşedildi.O gözyaşları mürekkebi idi, onun için sözüldü.Kirpiklerde her teması azmimi artırdı.Ama ne çare ki, yerimde seyri bana kaldı. Seyrettim inceldim, hem içten özüldüm.Çünkü merhem olmaya derman bulmadım.Dermanını hak … Devamını oku… 276- NAZ EDERİM İLAHİ HASRETE

TESLİMİYETİN YOLUNDA BİR NEFES

“Men talebe vecede”… Kim talep ederse, talebine muhakkak ki elbette ulaşır. Bu kaidece talebimizde asla geri adım atmayalım emelimize kavuşalım. Bu işlev zahiri dünyada nasılsa, manevi dünyada da aynıdır. Yol kaideleri bakımından manevi yolcuk, zahiri yolculuk gibi değildir. Zahiri yolculukta akıl mantık süreciyle bir oluşum ve gelişim söz konusudur. Manevi yolculukta ise, İman ve teslimiyet … Devamını oku… TESLİMİYETİN YOLUNDA BİR NEFES