Sen hangi balığın derisinde güzelleştin.
Hangi derin sularda olgunlaşmayı bekledin.
Hangi kumlardan çekirdeğini aldın.
Hangi boyunda durmak için pırıldadın.
Ey inci, gözüm sana bakar hasret çeker.
Senden meded bekler, cihanı senle süsler.
Senden akan nura dokunmak ister.
Sana dokunup senle süslenmek ister.
Ey inci, sen neden hep parıldarsın.
Senin nurun nerden gelir de sanırsın.
Nurun sahibi seni aydınlatmazsa…
Bil ki karanlıkta kalırsın.
Karanlıkta kimse göremez seni.
Değerini bilmez olur, duymaz seni.
Işık saçılırsa, sefa verirsin yepyeni.
Mahzun gönlü onanrırsın, sen seni.
Sen ki kumu kaplayıp süsleyen…
Sen ki ışığı tutup süsleyen…
Sen ki rengi tutup gürleyen…
Sen ki kalbi tutup tütsüleyen…
İşte ey inci, her an ışığınla süsle beni.
Her an gamımı al, sevincinle sevdir beni.
Her an çuvalındakı mızrağınla deş beni.
Gönlüm yaralı olsun ki, sevsin seni.