Naz doğal yaşamın, ama gözyaşıyla olunca…
İçimi yaktı vechine hasretle temaşa olunca…
İçime gömüldü hasretin umutla dolunca…
Her bir umudun bir mektup, hasretle yazılınca…
Bakıyor da yaş dolu dolu içime nakşedildi.
O gözyaşları mürekkebi idi, onun için sözüldü.
Kirpiklerde her teması azmimi artırdı.
Ama ne çare ki, yerimde seyri bana kaldı.
Seyrettim inceldim, hem içten özüldüm.
Çünkü merhem olmaya derman bulmadım.
Dermanını hak tecelli eder, umut ile bakakaldım.
Umudum her an yenilenir, dergâhın sağ yanım.
Tam çözülmüştü ki duaya sarıldı kalbim.
Mahzundu, hüzünlüydü, dedi ya rabbim.
Tut elimden, yalnız koma ne olur her daim.
Bu yükselen figanını elma yarısına yazdım.
Hasretle bakarken, yüzüm yere düştü.
Elimi koydum göğsüme, içime ateş düştü.
Bu ateş ayrı ateş, nurullahtan bana düştü.
Nurun yakması narın yakmasyle üsüştü.
Nur galabet çalınca, sevindim ama mahzun.
Yöneldim kıbleye, sessiz sözsüz hem yorgun.
Ya rabbi aç önümü, güç ver, göçeyim dedim.
Öylece hakka tebessüm eyleyip uyudum.