Nazarın keskin, fehmin yüce, kendin asilzade.
Bakışın mert, fehmin net, kendin feyzade.
Gülüşün zarif, bakışın naif, meleken yelde.
Uçuşur kanatların, havanın kabzden ritminde.
Şifaya, vefaya, sefaya elbet varsın.
Ama nazaru fehmindeki muallâya layıksın.
O muallaki iki cihanda ona hadimsin.
Senin hadimliyin bana ayna oldu bilesin.
Ey canı dilber, gönül rehber, parlayan yer.
Esmerliyin nurdan arı, bana oldu rehber.
Gözün bakışı kuş bakışı, oldu bana amber.
Beri gel, yedini yedimde tut, gözüme peçeni ser.
Seyrederken sefa duyayım, bakışında ısınayım.
Yolunda bir kilim gibi serilip ayaklarını ısıtayım.
Kalbimi senle taşıyıp, gönlümde ışık olayım.
Nezdimde bahar, bahtımda karar kılayım.
Dünya işte bir an, o anda ise sana hayran.
Sana kurban ismail misali, ibramihe mihvan.
Cebraile ilham, perde arkasında sensin oturan.
Kaldır perdeyi, gör kendini, sensin ayan beyan.
Ey kusursuz bir güzellik sahibi, narin yoldaş…
Vechideki tebessümle oldum haldaş.
Ham olanı sadakatınla pişirdim, ettim aş.
Hak teala senin yoluna koymasın taş.