Gönlün zenginliği altında oturup yazıyorum.
Yeşil mavi bir bahar, orada dinleniyorum.
Gölgesine sığınıp, kalbime huzur veriyorum.
Gölge yaptığı için, çok teşekkür ediyorum.
Ey nur; gönlün engin bir ırmak, üzerime akar.
Ben kıyısındayım, o ırmaktan besin yakar.
Sen gönderdin cevheri, içinde yağın yanar.
Engin ruha sahip olanın gölgesi bana bakar.
Bu gölgede oturmak, çok büyük bir nimettir.
Gölge yapan ağaç, kendisini görmez, şahittir.
Bu gölge başka gölge, o bana rahmettir.
Denize yansıyan göğün gölgesi, hep sabittir.
Denizinde gölge olmaz, sen bunu bilirsin.
Sen gönderdin şemlini, semamda erirsin.
Ey altında oturan, onun azametini seyredersin.
Seyrederek hisseder, gökyüzünü yansıtırsın.
Gökyüzü gölgelerden uzaktır, güneşe ana.
Sen gökyüzü oldun, ben altında yana yana.
Adeta dalgalanan bir deniz, bakar semana.
Masmavi olan vechine aşikâr oldum ayna.
Nurunu hissederek yazdım, halde değişik oldum.
Yer sema ikisi bir birine ayna, içinde duruldum.
Birbirine bakar, tebessüm ederken dürüldüm.
Bazen araya bulut girer, bunu da gördüm.