265- NUR IŞILTISI

Şiir mi istersin ey koca gönül, bu hissiz sedada.
Bir seda mı istersin gönülden, bu kıyısız deryada.
Bir koku mu istersin bu kokusuz kalan manada.
Bir cevher mi istersin tarla olan bu fani dünyada.

Sen şiirsin hem şairsin, okursun hem yazarsın.
Sen kalemsin hem deftersin, heceleyerek anarsın.
Her anımda an olursun, sesimde yankılanırsın.
Bu cihanda mutlak değersin, hem değerlisin.

Sedasın hem sedanın sedasısın, bu gönülde.
Basirsin hem basiretsin, bu göz nurunda hem de.
Mizansın hem mevzunsun, terazinin kefelerinde.
Hitapsın hep hatibin hitabısın, minberin üzerinde.

Kokun yükselir şulelerden, hem arındırır kesafeti.
Arınınca, ortaya çıkartır letafetin hissiyle feraseti.
İçini okşar, bakışını paklar, açılır niyazın zerafeti.
Zamanı durdurur, seyredilince vechin nazik izzeti.

İşte cevher senin duruşun, hem senin makamın…
İşte cevher senin himayen, hem senin bakımın…
İşte cevher senin nurun, hem senin kalbe dalışın…
İşte cevher hissen ki, nuri muhammediden alışın.

Bu nakışla nakş oldu cümle mekân bi mekân.
Bu cevher cevher oldu cümle âleme tek mekân.
Bu âlemle seyir açıldı insana, işte o an oldu mekân.
Sen de bu mekânda yer edin kalma bi mekân…

Yorum yapın