264- HÜZÜNLÜYÜM İŞTE YA RASULELLAH

Hüzünlüyüm işte ya rasulellah.
Ne olur, mededim ol ya habibellah.
Şefiim ol her an, ya nure arşillah.
Refikim ol, ya hayre halkillah.

Mahcubum sana bakmaya.
Ramak kaldı mağdub olmaya.
Dönemeç kaldı dallin olmaya.
Ne olur tut elimden, kaldım yaya.

Meded sensin ya rasulellah.
Kapım başka yok bu ahu ah.
Düşmeden tut yularımı ey şah.
Ne olur huzura destur ver ahu ah.

Hani tebessüm etmiştin o gün.
Bunca kirle söylemeye tutmaz yüzüm.
Ama özledim yüzünü tebessümünü.
Ne olur destur ver bu garibe ahu ah.

Hani oturmuştun dinliyordun…
Tüm arkadaşlarınla sohbete idin…
Destur verip dinlemeye fırsat verdin.
Ne olur gene de fırsat ver, ederim ahu ah.

Hani küsmüştün, uyarmıştın bir defa.
Sonra malum oldu hal, o bir anda.
Amaç hakkın sedasının ilanıydı.
Ne olur rauf ol, yetiş imdada ahu ah.

Sen iki cihan güneşi aydınlatırsın.
Sadece müminlere rahim oldun.
Rahim kıyamette mümine verilir.
Ne olur şemsiyede bana da yer, ahu ah.

Acizim çaresizim senin dergâhında.
Bilirim sadece sende derman o divanda.
Gayrı yollar mahcup bulamaz bir burhan da.
Ne olur bana burhan ol meded, el meded ahu ah.

Fakirim asiyisim dergâhında bir dilenciyim.
Kapında bir kelb olmayı bile hak etmeyenim.
Sen işte iki cihan sultanı, ne olur bak yüzüme.
Ne olur sen de ümmetimsin de, ahu ah.

Fakir nazım nazmeder durur huzurda.
Yüzü tutmaz huzurunda, bakar yere anda.
Meded ol ona, kovma huzurdan hiçbir anda.
Ne olur nişaneni tanıt bu kula, eder ahu ah.

Yorum yapın