Ey didarı can, ey mahbubi can, ey dermanı can.
Sensin kalbin ruhu, sensin canın nuru, ey can.
Sensin gözü bakışı, sensin kalbin akışı, ey can.
Sensin derman, sensin ferman, sensin ey can.
Yazmazsam da gönülde tütersin her an, bi mekân.
Konuşmazsam da dildeki sözsün, zamansız her an.
Bakmazsam da gördüğümsün, semalarda dolaşan.
Sırrımda halimsin, elimde kalemimsin her an yazan.
Bakıyorum benin ciğerime kokusu yükseldi sevdanın.
Kokusu aklımı aldı, ruhumu celbetti, akıttı oldu yanın.
Yandan öte sardı her cihetten, şemlimi eyledi şahın.
Şehreyledi zihnimi, nakşeyeldi levhamı, her bakışın.
Ey nazlı sevda, nazlanma bu diyarda, öyle sessizce.
Sesime ses ol, resmime resim ol, şanıma bak hissizce.
Öylece zabt et, fethet içten içe, resmet eyle hece hece.
Çözene aşk olsun, ne de sonsuz ve cevapsız bilmece.
Ey vechinde tebessümü güneş gibi yansıyan sevda.
Vechine kalbin sessiz sedası olan bakışı yansıtan ada.
Dört tarafı şerefle sarılı, hem yaşama hayat olan seda.
Sen nefes oldun, sen dirilttin, can sana olsun feda.
İşte ey Muhammed-i nurun mazharı Resulellah.
Canım sana fedadır, ruhum sana medfundur ahu ah
Hasretle dolar, hizmetinle zevk alır, ruhum ederim ah
Sende senle sen oldum, her an dayanmaz ahu ah ah.