İlham akınca akar dilinden, yazılır kaleminden.
Nur fışkırır gözünden, karanlığı deler incesinden.
İlham akmayınca, susar kelamlar, kör olur gözler.
Yazamaz olur kalemler, hem sağır olur kulaklar.
Güzel insan Hz hasan, eşi ona kıydı, etti nisyan.
Bedelini canıyla ödedi, eşine de kalmadı devran.
Hz. Hüseyin dünyada varisti Rasulullaha.
Kerbelada kıydılar ona, halk ermedi feraha.
Kıyanlar namaz kılardı, ama dokundular ona.
Sonra kaza olmasın diye durdular namazlarına.
Demek ki namazın hakikatini bilmeyene…
Veyl olur onların dünyalarına ahretlerine.
Özünü kaybedenler, kahrolası savaşa bilenir.
Saldırganlık savaşı insanlık suçudur, bilinir.
İşte Hz. Hüseyin ehli beyte rumuz oldu.
Acısı kemiklerimize kadar işler oldu.
Gözlerimiz ıslandı, kahrından boğaz yutkundu.
Ne yapalım dostum, takdire boyun büküldü.
Acısı öyle ağır ki, insan düşünmek istemez.
İslam’ı bölerek fırkalarla oluştu, işte sentez.
Oluştu yetmiş üç fırka, hak gizlendi, geçme es.
Herkes kendisini doğru addeder, alamaz nefes.
Bilmiyorum canı cananım, ne olacak halım.
Bil ki biçareyim, dönmem yoldan, var ahdım.
İçim gözyaşı döker içine, içinin seli akar içime.
Üzülme hiçbir zaman, sevgin sarsın ta vechine.
Ayrışırsan, sen de öncekiler gibi heba olursun.
Kendini kaybeder, ama kendini temiz addersin.
Öylece dünya ve ahretini yerle yeksan edersin.
Sonunu cehennem eder, cenneti feda edersin.
Sakın ha demeyesin cennet ve cehennem de ne?
Cemalüllah cennette ve mahrumiyet olur cehennemde.
İskânın bu ikisinden birinde olacak bul bie yer.
Zira ölüm ötesinde, yoktur başka yoktur hiçbir yer.
Ah be nefsim, sen ne diye büyüklük taslarsın.
Allah nefes vermezse, sen de biliyorsun bir hiçsin.
İşte Muhammed nazım sen de hakka gönül ver.
Merhamet ehli ol, rabbin sözüyle özüne yön ver.