Ey ulu nur gönül, denizin beni içinde yüzdürdü.
Uyanış sağlayıp fermanıyla bana beni hissttirdi.
Tüm âlemler içinde dünyayı minnacık eyledi.
Tayyı mekân yaparak mesafeleri kısacık eyledi.
Nur-i Muhammedim, can dilberim, gönül aynam.
Senin nurun yansıdı perdeme, oldu aynam.
Bende ışıldadı, özümde parıldı, parıl can aynam.
Her şeyim senden yansır, tasavvurum aynam.
İki kaşın ortasındaki boşluk kadar uzaklığım.
Sidretül müntehanın gülünün kokusu azığım.
İki kaşın yaklaşması harap etti, yok oldu afakım
Kab kavseynim nurumun rengi, hem habibim.
Lalede yaprak, gülde kokum, gözde nurum.
Sırrımın tezahürü, can kafesim öz yolum.
Hafimin kısık sesi, gönlün neşesiyle dolum…
Ahfamın kokusunu sunar, yaradana kulum.
Narin sevgim, can habibim, Ahmed’tir yârim.
Başka yar olmaz, içim artık çoştu ya rabbim.
Kalbime koştum, afakı yaktım, enfusi bıraktım.
İki cihanı terk eyleyip oturmaya destur istedim.
Dedi istirahat edip yatma, olma hayvanat.
Görmedi bunda kabahat, bunu etti buharat.
Yok et fiilini, dirilt tenini, öylece et işte rahat.
İçinde erit, ilmini yok et, filmini eyle takat.
Deyyandan bir bürhan ol, hakka hayran.
Canıma dokunsun, nişan et, yaşamı burhan.
Adeta dirilsin sümbülün, yaşama buhran.
Göster yüzü, mest et gönlü, olayım hayran.
İşte ey kâtip, sen de yazdın anlık bir yazım.
Yazımlarını sezerek serdin, oldu bir anım.
Her anım ayrı bir yanım, hak olsun dayanağım.
Hakka dayanmayan eder her an veryansın.
Muhammed-i nurla tanıştıran rabbe hamd olsun.
Gönlünü İslam ile buluşturan kula selam olsun.
Ruhu temiz bir ruhla teslim edene selam olsun.
Dünyayı ahirete tarla bilen insana selam olsun.