240- BAHRİ UMMANDA BİR KAÇ KULAÇ

Candan öte sevmekle kişi uyanr.
Tümüyle her yönden teslimle paklanır.
Tereddütsüz güvenmekle ayılır.
Haydi, öyle olan dosta dört elle sarıl.

Dünyalara bedel bir dostun varsa, sev onu.
Zahiri batini tümüyle dayan, hatırda tut onu.
Tümüyle her nefesini teslimle bul onu…
Hiç gözün geride kalmasın, öylece yaşat onu.

Güven ne güzel şey, kişiyi bağımsız eder.
İşte bu aşkın aşkıdır, seni solmaz eder.
Özün özü hem demin demi seni hür eder.
Hatta hatta halın hali her halde seni sen eder.

Gerçek sevgi işte bu, seni sana tanıtır.
Hatta hatta buna sevgi dahi demek hatadır.
İsimsiz bir tesllimiyet ile ruhun dayanır.
İsimsiz bir tesllimiyet ile gönül boyanır.

Harikasın ey kul, gönül dostla mübarek olur.
Sevgide bile bir karşılık beklemek olur.
Aşkta bile bir karşılık beklemek olur.
Ciddi diyorum, beklenti ile nefis kör olur.

Aşkta bile karşılıklı bir beklenti var ey kul
Tümüyle kendini yok etmek istediği olur.
Hem karşı taraf vardır kul ona meftun olur.
Evet, işte senin kalbin bunu tasdik ediyor.

Ama bir beden, ne kendi kendini sever.
Ne de kendisine âşık olur, demez ey dilber.
Öylesine sırf ve som olur tek cevher.
Yirmi dört ayar altın gibi olmaz katmer.

Katıksız ötekisiz berikisiz sessiz sedasız…
Gerçekten değişik bir hal ile tam benzersiz.
Tarifi ve tabiri olmaz bir şan ile katıksız.
Adeta ilk andaki nura çıkmış vasıtasız.

İşte orada hiçsizliği zevk etmiş bir eda ile…
Sessizce böyle bir tad yok der hal dili ile…
İşte o hiçsizlikteki zevsizlikteki sefa ile…
Ölümsüzlükte nefessizlikteki gür seda ile…

İşte burada ruhsuzluktaki ana iner.
Ansızlıktaki manasızlıktaki anlamsızlığa iner.
Kabiliyetsizlikteki durumla deruna iner.
Sırf ve som bir halde temaşai ilehiyeye der.

Katıksız ve mayasız içim geçer burada…
Sen burada kurban olursun içindeki huzura.
Beni bir doyuran sen oldun diyardan diyara.
Bu dünyada burası tek namzet bak kayaya.

Adeta Allah rezzak ismiyle dokudu örtüyü.
Seni ben eyledi rahim ismiyle gömbürtüyü.
Beni bir doyuran sen oldun der etmez büyü.
Ömrüm boyunca unutmaz bu büyüklüğü.

Zahir ismiyle seni ben eyledi bu diyarda.
Bu nazarı helal eyledi, yazdı bunu fermanda.
Artık haram kisvesi yer alamaz o cihanda.
Artık günah kokusu yer alamaz şu alanda.

İşte buraya şahit olmuş cümle melekler…
Her etrafında tavaf eder ceveranla felekler.
Hem kelam etmiş yerinde durmadan kalemler.
Hem mürekkep olmuş cihandaki denizler.

Hem ağaçlar yetişipte yetişmiş koskoca.
Kalemliğe soyunmuş çınarlar misli yonca.
Buradaki heybeti yazıp içinde açılsın gonca.
Mülkteki feragata ermek için çalışır onca.

İşte en büyük eğlence bu eğlencedir.
Burada gıda yoktur hem sanki bilmecedir.
Burada libas yoktur sanki uryancadır.
İşte buraya nazar etti rab bakış kibarcadır.

Burada bayıldı musa dağ tecelliyi görünce.
Burada dirildi isa cebrail meryeme inince.
Nefesimi kestin ey kul dur geçme ince ince.
Görürsün insanın nefesini heyecan geçince.

Burada sırların sırrı sana aşikâr olur.
Burada lebbeykle döndüğün tavaf olur.
Burada insanı kâmilin nefesi besbelli olur.
Allahı Ekber burası arafat ki üryan olur.

Burası müzdelife ki, kıyam ile namaza durur.
Buraya karışmak ister şeytan, fesat olur.
Hemen ilerde mina var orda taş ile kör olur.
Al eline taşı at şeytana kudret seni bulur.

Artık girmesin bu haneye bir şüphe desise.
Yok olmaya mahkumdur artık her bir vesvese.
Kurban kesilsin cebrailin elinden al hisse.
Sonra da sadaka diye dağıt giy elbise.

Sonra tavaf et hemen sonra tepeye yönel.
Safa merve sa’yının günah olmadığını bil.
Dünyaya selam ver bedenin değerini bil.
Kelimeler yetmiyor sunmaya haddini bil.

İşte daldım deryaya kısa bir tur attım.
Adeta bahri ummanda bir kaç kulaç attım.
İçinde yüzüldükçe, suda mesafe katettim.
Sen gönderdin oraya, naz etme, işte geldim.

Yorum yapın