Mürşit nazlı olur…
Zira ilmi nazlı olur…
Çünkü ilmi berrak olur…
Dolayısıyla kalbi donuk olur…
Nazlıdır çünkü teslimiyet ister…
Mutlak bir kanaat ister…
Berrak iken akmak ister…
Viranelere varmak ister…
Lakin teslimiyet yoksa kişide…
EL verip oturmamışsa sofrada…
Normal yaşam ile olmuşsa protokolde…
Ona gönül açmaz mürşid genelde…
Zira emeği boşa gider…
Kalbine işlemez, vakti heder eder…
Bu ilim kişiyi bencilliğinden eder…
Bencilliği silmeyene mürşid ne eder…
Teslimiyet var mıdır bende diye sorulmaz…
Kişi zaten hazır ahlakıyla savrulmaz…
Önündeki her adımda cenge tutulmaz…
Hatta hatta su dahi içme derse içilmez…
İlham haktandır elbet…
Mürşid murid hakka yolcudur elbet…
Kalbin teslimiyeti ile donanır elbet…
Yoksa boşa kürek sallar elbet…
Yani kişiye bizzat söylenmez…
Yoksa imtihan sırrı çözülmez…
Kişiye faydası kalmaz…
Hem soru hem de cevap verilmez…
Yapay zekâ olan bulut bilmez bu işleri…
Oraya boşuna sorma, vermez peri…
Ordan sana çıkmaz cevap dön geri…
Kalbinden şüpheyi at, o zaman gidersin ileri…
Ne diyor bu deme sabah sabah…
Sakın besleme hiçbir ah…
Yoksa olursun agâh…
Öylece pişmanlıkla edersin ah…
Her ah başka bir alev yakar…
Sonrada senden sana akar…
Oluşmaz sende bir ar…
Bulunmaz olur yar…
İşte yar seni senle sende diriltir…
Sendeki nefesle nefeslendirir…
Mutlu bir eda ile erdirir…
Sana Selam verdirir…
Çünkü sen de kün den bir emirsin…
Evet, insan da künden bir emirdir…
Emri kendine kebirdir…
Ruh üfürdü ki bünyesi kesirdir…
İçeriği ile hen an hemhaldir…