Can fedadır senin ayak bastığın yere…
Ruh fedadır senin sesinin yükseldiği yere…
Kalp fedadır senin nefes verdiğin yere…
Beden fedadır senin sınır çizdiğin yere…
Fedadır her an her yönüyle canım sana.
Sen ki canın geldiği yeri öğrettin bana.
Öğrettin canın cananını ne bitmez sevda.
Bürünen nuru açtın önümüze ebeda.
Ruh senin nefesinle saçıldı deryaya.
Bu derya nurlandı seninle uyandı sedaya.
Yükseliyordu her cihetten sesin taa semaya.
Sesine gönül verdim teslim oldum ben sana.
Kalbim atarken, senin rauf olduğunu görür.
Rahim olmandan cesaret alıp yol yürür.
Duana sığınır, rabbine yönelir, izzetiyle bürünür.
Senden yükselen izzetin iziyle huzura yürür.
Her nefesim kokunla açılır daimen ebeda.
Senin huzurunda durur senden ister iltica.
Hayri halk olan sen, müjde aldın bize israda.
Şirk koşmayan affedildi denildi yüce huzurda.
Senin mübarek yoluna nasıl feda olmayayım.
Sen ümmeti diyerek beni benden çok düşündün.
Doğarken, yaşarken, vefat ederken hep bizi andın.
Hatta hatta Hud ve ihvanı ile saçını beyazlattın.
Ey rasulum, canım ruhun bedenim her şeyim.
İlelebet senin yolunda fedadır, âlem buna şahit.
Tüm âlemde seni anarım, seninle uyanırım.
Seninle gezer, sevdanla kalbimi temizlerim.
Ne edeyim bedeni, yolunda olmadıktan sonra.
Ne edeyim ruhu, ruhunla ruhlandırmadıktan sonra.
Ne edeyim nefesi, kokunla nefes vermedikten sonra.
Ne edeyim yeri semayı seni görmedikten sonra.
Ey resulum, ne olur şefkat bakışını üzerimde tut.
Aciz ve garip oldum, her zaman elimden sıkıca tut.
Gönlümü gözümü bir eyleyeyim, nurunu bana tut.
Nurunla bakayım, kalmayım karanlıkta, elimi tut.
Bakışınla dirilt ruhumu, şad et, olmayayım ebter.
Düşmeyeyim yere, gücüm yok, bir bakışın yeter.
Selamını üzerimde daim eyle, olmayım beter.
Gücüm yetmez azabına rabbim, olursam ebter…