221- BU SEVDAYA AKIYOR ÖZÜM

Muhabbetin timsali, canının emsali…
Nur içinde âli kullukta besbelli…
Güneşten evvel günle doğan ahali…
İşte asil olan dostla eder tecelli…

Sen sefa geldin gönlün diyarına.
Safa buldun canımın canı öz vatanına.
Ah be nefsim, hak seni eyledi müstesna.
Ama nefsim, halk içinde oldun edna.

Bu sevda deryası, içimi içim içim yakıyor.
Rahmetle buluşmak için içim içimi yiyor.
İşte o anda iki nefes vermek istiyor.
Her nefes ayrıca fayda sunuyor.

Nefesin nefesim olsun ey şahı merdan.
Canım sefa bulsun, senle bilirim derman.
Serin ve selamet saçtıkça her an.
Özümde kedehi doldurdukça el eman.

Saki olup bunu her an sundukça.
İçim içime sığmaz oluyor kalbe vurdukça.
Esen ol hep es özün özüne baktıkça.
Dönmez söz kelama iç yanmadıkça.

İçi dışı bir olmadıkça bakamazsın aynaya.
İçten içe anmadıkça dalamazsın bekaya.
Billur sesin vurdu ilk beni yerden semaya.
Tın sesi dahi sevk etti beni fenadan fenaya.

Dedim aşinayım ama nerden bilemedim.
Bilemedim geçti seneler üzerinden imrendim.
Oysaki bu ülfete taa ezelden aşinaydım.
Öylece billur seda ile tükenmez masivadaydım.

Masivadan geçeli işte hayy oldum o zamandan.
Masivada saklansam ruhum tanır simasından.
Sensizliğin hasreti dokunur külfeti ta mecradan.
Semadan alır koku, yükselir şehri hemedan.

Canıma can veriyor nefesin ey ulu beden.
İçimde canlanıyor nefesin misli beden.
İçimde kök salıyor her sözün oluyor beden.
Sözünde kendimi seyrettim koskoca oldu beden.

Ayna aynayı seyreder sonra döner döner över.
Görenler kim bilir ne der diye içten içe iner.
Ezelden geleni soyludur hisseder bu diller.
Dilden dile gönül akar da inledikçe inler.

Ben bir noktayım sende ben bir noktasın bende.
Böyle dilemiş yaradan her yer indi ilahide.
Ararsın içindeki noktayı ta derunundaki hiçliğinde.
Noktada nüktemsin derdime dermansın indinde.

Özüme aynamsın canıma cansın her an yeniden.
Severim seni ezelimden fermanımsın ebedimden.
Elinde biçareyim ey reisi aşk bakarım edebimden.
Mest oluyor nefesim dökülüyor yaş gözlerimden.

Saklı hazinesin bilirim ondan sana pervaneliğim.
Seni çok ama çok seviyorum senle rehberliğim.
Ey hatem sav çok sevme zevkini senden alıyorum.
En çok sen seviyorsun etrafında pervaneyim.

Mübareğim muhteşem dost emrindeyim.
Sevgine layık deyilim ey hatem sav farkındayım.
Gönlüm aşkın kaynar lakin bilirsin mahcubum.
Her zaman bunu saklar senle dertleşir dururum.

Lakin işte kap bulunca gönül aktarır nispeti.
Dayanamaz ağlar hasretinden zayıflar eti.
Omuz bulmak ister baş seni vücuda baş etti.
Yürek taş değilki her omuzda omuz değil ki.

Sen manada omzuma eğil mahcup etme rabbim.
Ümitsiz olma sakın sevda kalpte akar Bi hakkin.
Bu hak ile kişi elden ele dolaşamadan bulur yakin.
Bu yakin bil ki kişi için olmuş yegâne emsalsiz in.

Gayrisi insanı sıkar hem de sonrası bıkar.
Ama kalbin aşkı Muhammedi nurla aktıkça akar.
Hemen hazırda bekliyor sen de aç musluğu etme ar.
Onun için de aşkta asla mahcubiyet yoktur hepsi kar.

Elde bir şey yok sormuyor ki insana bu muhabbet.
Zaten elde olunca akıl devrede olur ilelebet.
Bu da vermez zevk kişiye akmaz olur feraset.
Akıl kenara çekilince, aşkın sarhoşluğu oluşur elbet.

Artık o anda akıl gittiği için, hiçbir günah yazılmaz.
Bu da işin başka sırrı kişi akıllı olarak anılmaz.
Kişide cezbeyle hal oluştu mu sekr onu bırakmaz.
Ama aşk olmadan yanaşırsa cehenneme dayanamaz.

Akılla olur her adımı günah yazılır sayımı olur hiç.
Manada sakiden şarap iç öylece içinde içinde iç.
İçtikçe etrafın kaybolsun tüm masiva olsun hiç.
İşte o zaman sen olur ben varlıkta yaşam bir hiç.

İşte o zaman tüm perdeler kalkar üryan kalır.
Hayâ şişesi taşa çalar onun sekri senle kalır.
Üryan olur akar meşale sende sadece o kalır.
Sonu gelmez pınara dalar daldıkça Allah kalır.

Bu pınar çok mukaddes bir ovada dikkat et.
Ayakkabını çıkar der hak hedefe üryan git.
Dönüşte bak kavme hayretler içinde seyret.
Gene buzağı çıkmış meydana onlara vaaz et.

İşte nurun sahibi sen serdin özüme bir tahtı.
Sen canımda can olmuşken ne edeyim tahtı.
Her anımda gene can veriyorsun bıraktım tahtı.
Can içre can hem bimekan gönlüme kurdu tahtı.

Dışarıda bırak herzeyi öylece yürü dedin.
Aşkın sofrası ile mutlu eder ama dikkat et dedin.
Ruhbanlık günaha daldırır fasık eder bana dedin.
Uyarınla ben çok mutlu oldum rabbim dedim.

Varlığın mutluluğa yeter ey hatemim sav.
İyi ki gönlünü serdin bakışını verdin hatemim sav.
Dahası nurun ala nur oluyor ey kutlu hatemim sav.
Vermeseydin gönlü bakamazdı gönül ey hatemim sav.

Sermeseydin gönlünü yazamazdı gönlüm.
Sunmasaydın gülünü koklayamazdı sinemim.
Vermeseydin suyunu içemezdi dilim.
İyi ki varsın İyi ki varsın derdime dermanım.

Aşk sultanım yanan kalbime sulağım gerek.
Aşka yürek gerek aşka seda aşka hayâ gerek.
Aşka dayanma gerek aşkta özle sözün bir gerek.
Aşk oluştu mu her kelama açık olmak gerek.

Zira kalp sınır tanımaz kalbe hudut yaramaz.
Kalbin rengi aktıkça akar dayanamayan kaçar.
Aşka açıldıysa gönül her kelama hazır demektir.
Aşka baktıysa gönül her dokunuşu razıyım demektir.

Aşk meydanını gördün mü şemsle mevlanada.
En mahrem haller bile görülmüş o veciz kelamda.
Oysaki tümü özün feryadı idi mecaz olmuş deryada.
Bilmeyenler bunlar ne böyle dedi, dediler gıyabında.

Aşk meydanına çıkan serilmiş döşek gibi olmalı.
Üzerinde serbestçe dolaşmalı, kapalı kapı kalmamalı.
Hiçbir kısıtlama olmamalı, mutlak özgürlük olmalı.
Yoksa akıl devreye girer, kesilir akıntı böylece bilinmeli.

İşte aşkın sırrı burada…
O yüzden de herkes dayanmaz bu deryada.
Dayananlar ise ya şems olur veya Mevlana.
Aşka hazırsan sakın geri adım atma.

Gelen rızka razı ol anda şevkte ol.
Yağmur yapmadığında ise, yağmur duasına çık.
Gör bak nasıl yağacak etrafı mamur edecek.
Hu deyip etrafında dönülecek.

Yorum yapın