204- HER HAL SANA AYRI SINAV EY NEFSİM

Her anın bir sınavın oldu ey nefsim.
Hani sadece ve sadece Allah idi derdin.
O yanısıra sardı seni her şey, oldu derdin.
Artık yeter de ve sıyrıl, bil başını yerdin.

Evet, yeter der özüm, kalmadı sözüm, yüzüm.
Gözden yaş akar, dertlerime dert katar, közüm.
Kendi kendimi yer bitirir, hani ova gibi düzdüm.
Kâinat bir nükte idi ben nükteyi içime gömdüm.

Nasırlanan elim, elim oldu dilim hem hoyrat.
Tekrar büzüştü sözüm, yerimde oldum kat kat.
Büzüşen nefsim ile en üst kata kurdum taht.
Tahtı çektim altımdan, soğuk beton oldu at.

Dünya işte, yordu hem yoldu, kalbe oturdu.
Oyun eğlence idi, gerçek sandım, yaşam zordu.
Bir kaç açılımı marifet sandım, benden sundu.
Sunmayı kendimden bildim, hüzün beni buldu.

İlk bakışı zorla yapmıştı ki, göz dönmüyordu.
Göz bakınca utandı, ama ne utanma ise yordu…
Göz meşk edince, kalp baktı sonra hayat dondu.
Donan özümdü, sözümü kıstı hem hayat durdu.

Özüm olan öz köyüme dönesim geldi ne bilim.
Hazır olmadan yazılan üzer, yazılan da olur kilim.
Semerisi olmadığı gibi, yazan da kaybolur hilim.
Özü ve kuvveti kesilir hem kendi olur dilim dilim.

İşte son nokta geldi dergâhı âliden bir çakıl taşı.
Tuttu eline, içine girdi, yok oldu, sildi gözün yaşı.
Gördü gözün üzerinde yer alan yay misali kaşı.
Elinin tersiyle gömdü her şeyi, kendine pişirir aşı.

Ah be nefsim, nedir senin bu çektiğin?
Neden hep afallarsın hem sonra olursun zalim.
Karanlıklarda kalırsın, bir türlü bulamazsın çözüm.
Her başını baldırdığında, haydutlar eder hücum.

Uyanma nedir unuttun, kendini verdin boşluğa.
Simadan semaya edersin temaşa dumazsın balığa.
Bilki balık baştan kokar, sonra da atma buzlağa.
Çünkü artık çürümüştür zarar verir bu buzağa.

Haydi, ey Muhammed; artık tatilini terk et.
Her an hamd et, sabret, şükret ödeme diyet.
Diyeti ödeyenleri geçmişi boşa gitmiş, elbet.
Tövbe getirmez geçmişi, lakin günahı siler elbet.

Yorum yapın