Veda mı edilir sana aziz Medine’m.
Sen oldun derdime derman ey Medine’m.
Tövbeme derman oldun Medine’m.
Kalıp gider burdan ama gönül senin Medine’m.
Sen bu mabette nefes verdin ya Rasulellah.
Burasını cennet bahçesi eyledin ya Rasulellah.
Burada bizi kardeş ilan ettin ya Rasulellah.
Bu kardeşliğe halel gelmesin ya Rasulellah.
Her yıl burayı ziyaret eder milyonlar.
Seninle selamlaşıp dertleşir insanlar.
Derleştikten sonra uğurlanır ihvanlar.
Eve ulaşınca kederlenir cananlar.
Gene bir hüzün günü bizi buldu…
Vedalaşıp Allah misafiri olma yoluna koyuldu.
Kalpte bir derin acı ile olduğu yerde dondu.
Çünkü Rasulullahın ufku cihanda görülmüyordu.
Müslümanlar ayrı ayrı fırkalara ayrılmıştı.
Dünyada nuri Muhammedi garip kalmıştı.
Uyanır mı Tevhid ruhu diye heyecanlanmıştı.
Ne çare ki nuri Muhammedi mahzun kalmıştı.
Ya Rasulellah kimse kimseyi beğenmez olmuş.
Her kişi en akıllı benim deyip kenara savrulmuş.
Bunu gören küffar sevince boğulmuş.
Yıllardır ümmet olma bilinci rafa kaldırılmış.
Yüzde sahte gülücükler ile avunur ümmet.
Arkadan bir birinin kuyusunu kazar elbet.
Sen kardeşimsin diyemez oluşamaz heybet.
Suyun üzerindeki köpük gibi savrulur ümmet.
Ya Rasulellah artık nazar et ümmetine.
Onların tek ruhla dirilmeleri için dua et rabbine.
Uzansın artık rahmet eli Âdem’in evladine.
Bu el uzanmazsa, birlik şuuru doğmaz biline.
Ey Muhammed nazım, ne olur kendine gel artık.
Nazım et hayatı, çözüm için fikir et artık.
Sende görüyorsun durumu, tefrika bitmeli artık.
Tefrika bitmezse iman ehline olur yazık.
Selam olsun sakinine ey Ravzai mutaharra.
Misafirlerinin gönlünde açılır derin yara.
Buraya selam veren artık girmez dara.
Yükselir ondan hakikatine doğru derin nara.
Buraya gelir grup grup insanlar.
Her birinin gönlünde bulunur derin yaralar.
Çoğunun kalbini celb etmiş günahlar.
Rasulullahın bir nazarı ile aydınlanır karalar.
Ya Rasulellah sen sultan oldun gönlüme.
Nakşettin hilmi bu günahkâr kalbime.
Ben aciz kul el açtım rabbime.
Senin nurun ışık olsun basiretime.
Çok biçareyim ya Rasulellah.
Garibim kimsesizim ya habibellah.
Yolda garip kaldım ya nebiyellah.
Önünde boyun büktüm ya nure arşillah.
Hiçbir şey sevginin tadını vermez ruha.
Ne bitmez bir zevk ve tükenmez bir seda.
İnsanı hakikatin kuyusuna indiren bir deha…
Adeta emmareyi idama götüren sehpa.
Ruh özgürce önüne bakar içten temizleyerek.
Üzerine yazar kalbın nakışlarını cem ederek.
Hakkın bakışı ile yükseltir hem haykırarak.
Yeşilce bir nur özüyle bezer hem dokunarak.
Yeşil kubbeden esinlenerek o nur oluştu.
Hakikati muhammedi ile bir olup buluştu.
El verdi ele bey’at alındı yol Mekke yoluydu.
O yolda bey’at alanlar seçili insanlar oldu.