Aşkı muhabbette cem etmek gerek.
O zaman teveddüd olur ilmek ilmek.
Teveddüd Allah vechine götürür.
Kişideki kirlilikleri siler söpürür.
Yoksa geride bırakır şahsi hezeyanlar.
Kalbi diriltemez olur artık dehalar.
Taptuk emre dahi dokunmamıştı.
Koca yunusu yanından sürmüştü.
Mevlana bile takıldı kaldı.
Şems kendisini ona feda eyledi.
Kıyamadı onu yanından sürmeye.
Kendi yürüdü onu eyledi hakka seriye.
İşte büyükler böyle nazik olur.
Hem kibar hem de kibriya ile olur.
Tüm satırlar sadece sadrı sunmak için.
Sadrı açmazsan satırlar okursun için için…
İşte sadırdan sadra bir yol bul.
Satırlardan sadra eyvan ol.
Ey nuri Muhammedi canımın canı.
Odur işte tüm mekânlarımın sultanı.
Senle olsun her verdiğim nefesim.
Sende kaybolsun tüm görünen cesedim.
Ey ulu nur birleşti gözünde gözüm.
Kavuştum sana yüzüne değdi yüzüm.
Kıskandı buna kavuşamayan felekler.
Hem kavuşmaya hayret etti melekler.
Kurban olayım yoluna İsmail gibi.
Nefsini hakka satan İbrahim gibi…
Balçık yok oldu bıçak kesmedi boğazını.
Parçaladı nefsi gibi olan yanındaki taşını.
Akan bu sözler serdedildi yazdı dizeleri.
Senle buluştu kalpten akan huzmeleri.
Ey Muhammedi nur, isterim muhabbeti.
Senle gidersin bendeki tüm hasreti.
Fethetsin etrafını sende kaybetdin kesreti.
Hissedeyim azameti dokundurayım heybeti.
Bu dizelerde bedeni bir duygu yok.
Ruhum miraç eder dünyevi beklenti yok.
Ruhum çark, eder nurunun etrafında.
Senle cenk eder hak divanında.
Isıtıyor gönlünden yükselen nur gönlümü.
Sarar etrafını artık hissetmez önlüğümü.
Çıkarmış tüm önlükleri atmış etmiş çöp.
Üryan olmuş ruhunla buluşmuş sanki küp.
Hasret kaldı vechine ey nurun menbağı.
Der ya Rabbi el eman geç bana kıyağı.
Nuri Muhammedi olsun bana yolda dost.
O müthiş nurdan başka tanımam dost.
Diken diken olan tüyler vucudu dengeler.
Isıtıp pişirir ferasetin acayip kalır bilgeler.
Aynı düzlemde buluşan ruhlar.
Ne hikmetse ayrı olur onlar için mekânlar.
Her biri bir köşede yalnızlığa çekilmiş olur.
Dünyada birleşmeleri hep kalbi olur.
Burada saklı işte Allahın derin hikmeti.
Her hikmetin vardır seni sana tanıtan bir illeti.
Geç tanıştırdı rabbimiz hak dergâhında.
Az kaldı sermayemiz bu dünya salonunda.
Minnacık bir ömür kaldı az kaldı göçmeğe.
Ama kalan dakikalar dehrde dönüştü katreye.
Gönülden boşalınca yaşlar göz tabi olur.
Kayboldu der eski yaşlar dehrde hayal olur.
Eski yaşlar yaş getirdi gözden günahtan.
Bu yaşlar ile ileye temel attırdı gıyabından.
Sen de işte uyan artık nefsin illetinden.
Uyanık olarak er can verme hasretinden.