-G-Ğ-
- Kimseye gülmeyelim ki onun içinde bulunduğu durumu kendimize çekmiş olmayalım. Her gülüp kendisiyle eğlendiğimiz kişinin durumuna düşmeden ölmeyiz. Temiz bir hayat için dikkat edelim. Sünnetüllah işliyor…Zira zaman aleyhimize hızlıca tükeniyor…
- Allah’a halife olan mutluluğa adım atmıştır. En büyük mertebe güvenilir insan olmaktır. Güven özüne uzanan hilafete sahip çıkmaktır. Halifeliği terk edenin her şeyi boşa emektir.
- Artık gençlerimiz olaya bilfiil şahit olmak istiyor. Çok sırlar vardır ki, eskiler örnek ile işaret etmişlerdir. Bizler örneklerin içeriğini çözdüğümüzde ise, olduğu gibi anlatırız. Çünkü artık gençlik örnek ile yetinmiyor, hakikatini öğrenmek istiyor. Olay ne ise açık ve net anlat derler. İşte bu da eskide kalanların dudağını ısırtıyor. Yeni nesil için de bu hal, batıdan doğan güneş oluyor. Ama bu işin sonu, güneşin tam batıdan doğmasına ve tövbe kapısının kapanmasına vesile olacaktır.
- Gönlünde olan arşı rahmanı keşfet. Ey kendini et kemik bedene hapseden deli gönlüm. Et kemik ne ki, sen rahmanın arşını taşıyan sekiz melek için Arş oldun. İşte Arş içre Arş sende gömülü… O gömülü gömüyü çıkar da ölümle gömüyü çürütmeyesin. Sonra yazık edersin de Rabbe cevabın olmaz olur.
- Gözün öze doğru inişte olsun. Günlük yaşantıda gönlü Allah’a dönük olan, haramdan korunup helala yönelen iman ehlini takdir ederim. Bunun ötesine geçmek isteyen kişiler ise, nefsini tanıma çalışmalarını kafasına göre yapmamaları gerekir. Zirvelere tırmanırken, kaymamak için; daha önce o basamakları geçen tahkik ehline müracaat etmek gerekir.
- Geçen günlerin peşine düşme… Tüm geçen geçti iyisiyle kötüsüyle… Geriye bakan ise, öylesine baka kalır. Bazen hoş bir hülya gibi rüyalarda görülür. Bazen de bir kâbus gibi üzerimize çökülür. Kâbus ve hülyasından kurtulan derin bir nefes alır.
- Güneş gibi olan iman, ay gibi olan akılla yürüyerek yol aydınlığın daim olsun. Güneş orada dururken; ay ışığı asla gözükmez. Ama ay, arka planda soğuk olan ışımasını devam ettirir. Şayet güneş batarsa; soğuk bir teneffüs sunan Ay ışığı ile yoluna devam edersin. Ama dua et ki, güneşin hiç batmasın. Zira duan kabul olursa ve kalbin nur ile dolarsa, işte o zaman etrafın şen olup güller açar. Ama etrafına sadece ay ışığını saçarsa, işte o zaman güneş çoktan batmış ve seni soğuklarla baş başa bırakmış olacaktır.
- Her zaman güvendeyiz. Çünkü sığındık Rabbi rahime. Sırt döndük şeytan lâine. Hak el vermiş iman edenin eline… Allah eli, hakka bey’at eden iman ehlinin elinin üstündedir biline…
- Bazı insanlar öyle güvensizdirler ki, Cami değil Kâbe’yi altından inşa etseler, onlara bir sigara izmariti kadar güvenemiyorsun. Hayret… Niye sigara izmariti dedim? Çünkü sigara beyin için zehir saçıyor. Güya izmarit, zararlı şeyleri hapsediyor. Ama yalan.
- Küçük günahlar büyük günaha dönüşür. O yüzden küçükken kesmek gerekir. Örneğin Kur’an der ki, zinaya yaklaşmayın. Ama demiyor zina etmeyin. Çünkü zinaya yaklaşmak küçük günah, zina etmek büyük günahtır. Zinaya yaklaşmaya örnek, namahreme sahip olma duygusuyla bakıştır. Bu bakışlar kalpte büyüyerek zinaya götürür. Çözüm, küçük günahtan uzaklaşmaktan geçer. Gıybette öyle, hırsızlıkta öyle… Velhasıl tüm günahlar öyledir. Düşüncesi küçük günah, bilfiil yapılışı ise büyük günahtır. O yüzden de Bakara suresi 284. ayeti nazil olmuştur. Ama Bakara suresi 285. ayeti ile ihtiyar dışı düşüncelere kısmi muafiyet veriyor. Küçük günahların affı ise, beş vakit namaza riayet ile olur.
- Bazen günah, insanı frenlemek için bir yokuştur veya durdurulup karşı yönden gelene yol vermek için kırmızı ışıktır. Yani kişiye şer gibi gözüken dahi sünnetüllah içinde gelişir ve Hüda’dan dır.
- Ne mutlu o kişiye ki tüm varlıkta Tek’in nurunu seyredebiliyor. Ne yazık o kişiye ki tüm varlığı tesadüfe terk edebiliyor. Kendisini de hayvansal bir atık olarak görüp gübre olmaya mahkûm ediyor.
- İnsanlığa hizmete adanırken nefisten arınmalıyız. Kuşları korkutmadan besleyen mimar olmalıyız. Projeyi titizlikle çizen mimar gibi olmalıyız. Mimar ve Mühendis gibi koordineli olmalıyız. Tüm insanlığa tüm gönlümüzü açmalıyız. Gönlümüzü süsleyenlerle yürümeliyiz. Gönlümüzü karartanlardan da hızlıca uzaklaşmalıyız. Öylece selamet içinde kalıp fıtratımızı zenginleştirmeliyiz.
- Göz Allah penceresidir ki dünyaya açılan… Ondan düşen bir daha belini doğrultamaz.
- Gün akşam namazı ile başlar. Yani diyelim ki yarın cuma ve cuma günü bu akşam; yani akşam vaktinin girmesiyle başlar. İlk namaz üç rekâttır. Yani tekliğe işaret ederek tüm gönüllerin aslında aynı ve tek kaynaktan projekte olduğunu sembolize eder. Zaten onun için akşam namazı üç rekât olup, son rekât her daim tek kılınır. Yani sen, imama ilk tahiyatta ulaşsan bile, tahiyyat dualarını dörde çıkartıp son rekâtı tek kılarsınız. Gönül saatlerini bire kurmak için… Yatsı namazı uykuya geçişten önce kılındığı için; uyku halinde olan her insan, kendi iç dünyasına yani meşrebiyle baş başa kalıp uykuya dalar. Sabah uyanır ve sabah namazıyla, Rabbiyle baş başa sırlarını paylaşır ve dertlerini iletip yeni güne başlar. Öğle oldu mu, sabah yeni gündüzün başlangıcında, Rabbinden umduğunu yeni gündüzün nasibine ulaştığı huzurla; öğle namazıyla, içini Rabbine açar ve hamd eder. Onun için atalarımız şöyle demişlerdir… Sabahın şerri akşamın hayrından üstündür. Çünkü tüm rızıklar, lahut aleminin madde alemiyle eylediği iltibastan dolayı, sabah ile öğle arasında paylaşılır. Geldik ikindi ye. İkindi de ise, bir gün bitmiştir ve ruh ikindi namazı ile o günkü kemal derecesini de elde etmiştir.
- Deruna ineyim derken derununa inersin. Tüm maksat senin derunundur bilesin. Dış dünyan ile iç dünyan aynı yere çıkar bilesin. Aman ha kendini dışsallığa vermeyesin. Dışsallık hapsindir bilesin. Özgürlük özündedir bilesin. Kâbe gönüldür bilesin. Sakın hiçbir gönlü kırmayasın.
- Yeter ki güdülme… Hak yolundaki yürüyüşünde hata edersen, samimiyetinden dolayı hataya bir sevap doğruya iki sevap vardır. Yeter ki yürüyüşün hakka olsun. Allah’ı affedici bulacaksın.
- Gafilin gafletini söyleyip, halkı o gaflete düşmemesi için uyarmak, gıybet değildir.
- Demek ki neymiş… Geleceği kimse bilmezmiş… Bir daha kimse gelecekten haber vermesin. Hem bilsin ki meleklerden haber çalmak isteyenleri bir ateş kovalar. Uslu ol ve meleklerden haber kaçırdığını sakın deme.
- Çok okuyan değil çok gezen bilir. Çünkü okuyan teorikte kalmışken, gezen bunu fiiliyata dökmüştür. Not: Bu gezi et kemik bedenin gezisi değildir.
- Güvendiğin dağa kar yağarsa, bir daha güvenme. Maazallah keçilerin otsuz kalabilir.
- Gayrıya kulak vermeden yüzün olsun ak. Gönlün tertemiz şuurun olsun pirupak… İlahi nağmeler gönlünü mesrur eder. Tüm dertleri senden def eder. Rahmeti Rahmana yüz çeviren… Onlardır paklanıp temizlenen…Sen de ey nur insan, ol çeviren… Böylece ilahi nağmelerle yükselen…
- Gönül Allah’ı andıkça, yani Allah’ın kendisindeki nakşını seyredip içeriklerinin zikrine ve seyrine daldıkça, şeytan oradan uzaklaşır. Bunun azalarda açılımı ise, rıza dâhilinde icra olur.
- Gönül kırdığında, insanda saklı olan Kâbe’yi yıkarsın. Kâbe’yi yıkarsan aynı yerden tekrar inşa edersin. Ama gönülde saklı olan Kâbe’yi yıkarsan, bir daha inşa edemezsin. Oradan gönlüne yansıyan burukluk, senin gönlünü hep karartacaktır.
- Garip biçare kul, arar rabbine yol… Yolculuk ederken, kendisine hak dostunu dost eylemiş… Hak dostu onu kovsa da kalbini ona vermiş… Çünkü hakka yürüyüşü onla tatmış.
- Gaflet bastığında ben deyip durursun… Gaflet kalkınca ben diyeni bulursun.
- Kalp gafil olup hakkı hissetmediğinde… Önüne gelen rızka anlam veremez olduğunda… Önüne atılanı ottan sayıp, savurduğunda! İşte o zaman der ki; “öylesine bir hayvanım, nasıl olsa burnumla koklar ağzımla tutarım bir ota”… Ey insan! Kul hakkından yeme… “Ben elde ettim” deme… Haktan bil eriştiğini… Erdiğinin hakkını ver… Öylece hakkına ol müstahak ki; kalbin remzi sana açılsın.
- Garip gelip garip gidenlere ne mutlu… Adanan kurban ne garip kurbandır.
- Etsiz yemek yemezsiniz. Tavuk, balık, kırmızı et kıyma vs. Yediğiniz o etler yerden mi bitiyor. İş Allah emrine gelince katliam…. Allah’ın dinine dil uzatan gafiller, kendilerine yazık ederler.
- Gerçeğe yalan deyip sırtlan gibi sırıtanlar, gerçek gün yüzüne çıkınca, güldükleri anlar için derin bir sükuti hayale gark olacaklardır.
- Gençliğin enerjisini maçla deşarj ediyorlar da, ihtiyarları anlamadım. Hala deşarj edecek halleri var… Ben bu yaşımda yoruldum. Ama ilahi ülfet uğruna az gayret denildi mi, zerre kıpırdama görmüyorsun. Demek ki adanmışlığını buraya hasretmiş ve ülfetini burada kaydetmiştir. Oysaki bu ülfetin ölümden sonra zerre kadar faydası olmayacaktır.
- Açan güle komşu olan gül, ne kadar da şanslıdır. Onun da onun gibi açma sırası beklenmektedir. İlhamı açılmıştan alır. Etrafına güven verir. Millet akademik protokol tarzı eser arayıp dursun…
- Biz gönül diliyle yazmaya devam edeceğiz inşallah. Yazımlarda protokol tarzı şart olsaydı, İbn-i Arabi’den İmam-ı Rabbânî’ye, Şah-ı Nakşibendi’den Seyyid Abdulkadir Geylani’ye kadar, kimsenin bir şey yazmaması gerekirdi. Zira onlar ve yol arkadaşları gönülden gönüle temas ettiler. Ve temaslarını dizelere dizdiler.
- Geri kalmışlık varsa, bir yerde sakatlık vardır demektir.
- Sen kendini gönle kazı, yoksa boşa gider tüm yazı… Bazıları insanları yazıp çizerler. Kendilerine göre hayat biçerler. Artık benim kölem oldu zannederler. Ama insanın gönlündekini çizemezler.
- Gözü sırf dünyaya dönük olanın ahretten nasibi yoktur.
- Bir günahtan sakındırayım derken bir diğer günahı küçültemezsin. Senin işin, olayı hikmetleriyle dillendirmendir. Aynı şey farz ameller arasında da geçerlidir. Bir farzı diğer bir farz ile kıyas ederek, birini diğerinden üstün veya aşağı addedemezsin. Her birinin konum ve ispatı ayrı ayrı izahat bekler.
- Günümüzde insanı hakikatinden yoksun eden etkenlerin başında, çağdaş ilim diye takındığı saçma sapan materyalist akımın söylemleridir. Bu çağdaşlık zımbırtıları, kişiyi Allah’a götürmeyen sahte ışıklardır.
- Bakmayın kâfirin gülücük atan sahte tebessümüne. Her zaman uyanık ol ve vatanına milletine sahip çık. Kâfirin adalet ve merhameti olamaz. Gücü yeten kişiyi linç eder.
- Gözünü toprak olan dünyaya kapattıktan sonar, bu et kemik bedenin de bir fonksiyonu kalmayacaktır.
- Günümüz insanı asılı kalmış, ne yapacağını bilmez haldedir. Et kemik bedenin içinde gözünü açan nefsimiz, et kemik bedenin zevkleri, tepemizde bizi her an bir yılan gibi tehdit etmektedir. Denizde yüzmek isterken ejderhalar olduğunu sanır, geri durur. Yerde dolaşırken, aslanların beklediğini sanıp imtina eder. Oysaki Hz. Muhammed Mustafa sallellahu aleyhi ve sellem efendimizin yolunu takip ederse, yılanın tüm dişlerinin döküleceğini görecek, ejderhaların denizdeki korumalar olduğunu fark edecek ve yerdeki aslanların ise bineği olduğuna şahit olacaktır. Öylece emniyetle “Mele-il a’la”ya yolculuğunu tamamlayacaktır.
- Gelin kardeşlerim tıpkı duvarın tuğlaları gibi birbirimize bağlanalım. İman harcımız olsun. İslam sıvamız olsun. Hayâ boyamız olsun. Bunlar yazıda kalmasın. Gerçekten olsun.
- Gökten ne yağdı ki yer kabul etmedi. Bir yaratık olarak her yaratılan için gök gibi olmazsak, Allah’ın boyasıyla boyalandık hikâyesini unutalım. Allah boyası ben olmadan akmaktır, karşılıksız sevmektir. Hatta sevdiğinden onu sevmesini dahi beklememektir. Taş değil ki seversen elbet sever.
- Ğaffar ol ki Allah da sana Ğaffar olsun. Affeden affedilmiştir. Kadir Gecesinde Allah’tan af dileriz de Allah’ın affı sevdiğini söyleriz de kendimiz affetmeyiz. Hani Allah’ın boyasıyla boyanacaktık. Biz olsa olsa vehmin tahakkümü altındaki emmare nefse köle olmuşuz. Ve iki kelime okuyarak veya duyarak kendimizi veli sanmışız.
- Ne yap yap, gönlün sahibine dokunma, o biricik okyanustur. Çünkü okyanus tek okyanustur. Başka okyanus bulamazsın.
- Günaha düşkün olup iftira edenlerin, yalan söyleyenlerin ve Allah’ın yasakladığına yönelenlerin üzerine, günahın cinsine göre şeytan iner.
- Güven veren güvenini sonsuza kadar verir. Asla geri adım atmaz ve olmaz cambaz.
- Tam gerisin geri gidip gemiye sığınıp gideyim dersin ki, balık ağzını açmış ve seni beklediğini seyir edersin. Ya nasip olmazsa karnından çıkmak… O zaman kendin gıda olursun balığa.
- Gıybet haramdır. Ama benim gıybetimi yapan herkese hakkım helaldir. Isteyenler bana iştirak ederler.
- Birilerinden korkup hataya göz yummak ve insanların hatalarının devam etmesine seyirci kalmak, dünyamızda yer almasın.
- Sakın ha günahı küçük görme… Günah günahı doğurur, nara daldırır ve sana nara attırır.
- Gözünü taassüp bürümüşse, anlatılmak istenilen içerik kişiye ulaşmaz. Bürünülen hal kişiyi meşgul eder. O zaman kovulur yunus gibi…
- Gıybet ve iftira ile kimse yükselmemiştir. Hele sözü ve kelamı ilim olanın gıybet ve iftiradan sakınması, ateşe düşmekten daha keskin bir sakınmayla olmalıdır. Sakınmıyorsa şayet, işte o zaman sen ondan uzaklaş. Velev ki ilmi derya misali akıp gitsin. Zira ruhu ölüdür ve ölüden medet umulmaz.
- Ya gideceği yerin ne olduğunun hissiyatını duymayana ne dersin? Aslında Gideceğimiz yer bizden pek de uzak değil… Hatta hatta hiç uzak değil. Bizle ve bizden yakın. Şekerin tadının şekerle olduğu gibi yakın…
- Gönül (sav) ne derse, üzmemek gerek… Muamma denizini ne ben bilirim ne de sen… O yüzden de gönlün keskin kılıcını an da değerli bulup, Allah rızası dahilinde yaşamak en akıllıcası…
- Arkadan gıybet edenin içi dışı tarikat olsa ne yazar. Tüm rüyalar onu sözde mürşide götürse ne eder. Bir koca hiç…
- Gönül özler durur… Ruh rahmet ile kalbe dokunur. Hasret içten içe kavurur… Mevla’ya bakanlarda durulur.
- Günah; nefsi emmare doğrultusunda hareket etmektir. Bazen normalde sevap olan amel dahi, nefsi arındırma çalışmalarını geri bırakabilir. Çünkü nefsi arındırma, nefsi emmareden uzak bir şekilde yapılan ameldir.
- Allah’ın hiçbir elçisi günah işlememiştir. Bunun en büyük delili Hz. Musa ve Hızır ayetlerinde saklıdır. Birine günah görünen diğerine sevap gözükür. Tamamıyla görecelidir.
- Gözetmeni Allah olan kişinin, günaha meyli düşünülemez. Allah nebilerini ve resullerini doğumundan ölüme kadar korumaya almıştır. Çünkü Allah; nebi ve resullerini ismet sıfatıyla yaratmıştır. Tüm gönül rahatlığı ve teslimiyetiyle bırakalım kendimizi hatmunnebi olan Allah resulu Hz. Muhammed Mustafa sallellahu aleyhi ve sellem efendimizin yaşam tarzına; öylece Kur’anın seyrine dalalım.
- Geçmiş bayramınız kutlu olsun denir ya… Şöyle de deniliyormuş artık, geçmiş kandilin kutlu olsun lâkırdıları. Geçmiş geçmiştir ya hu… Sen geleceğini kutlu eyle. Geçmişini nasıl geri getirip kutlu edeceksin ki…
- Bir türlü gerçeğe geçemiyoruz. Hep denemelerle geçiyor hayat. Çünkü tam teslim değiliz…
- Göz, bilince açılan mahal demektir. O, böyle kavramlardan münezzehtir.
- 120. gün olayı çok enteresandır ki, her an geçerlidir. Yoksa hayat bir tiyatro olurdu. Ayette der ki; Allah oyun olsun diye âlemleri yaratmadı. Çok enteresandır ki, ezelimiz her andır. Çok enteresandır ki, elest bezmi her “an”dır. Eğer geçen biten bir hikâye olsaydı; Kur’an, neden bildirseydi. Unutmayalım ki, Kur’an da hiçbir hikâye yoktur. Tüm anlatım, birebir an itibarıyla bizi ilgilendirir. Ne zaman ki; Kur’anı attık yabana, bize hikâye gibi gözüktü. Sonra ziyafetlerde okur olduk. Çok enteresandır ki, tilavetlerin adı da ziyafet oldu. Kıdeme basınca kadem, işte o zaman görülecektir ki, her an “ezel”dir. Her an “ebed”tir. Geçmiş ve gelecek tek andır. İşin ustaları geçmişe doğru yolculuk yapmışlar ve hatta hata geleceğe de yolculuk yapanlar olmuştur. Tabi ki, tek bir an içinde.
- Yok, var olmaz ki… Var da yok olmaz. Zaten hep var olan görüntülendi görüntülettiği tarafından. Görüntülettirilen kendini görünenden ibaret zannetti. Zannın bir kısmının günah olduğunu bile bile. Görüntülettiren, görüntülenen ve görüntü gizli hazinenin seyir etmeyi dilemesinden başka bir şey değildir.
- Müthiş bir gerçeklik… Nasıl ki dünyayı düşündüğümüzde Rabbul âlemin tüm bitkileri üzerinde yetiştiriyor. Tüm mineraller toprakta gizlenmiştir. Toprak suyu, havayı ve güneşi görünce “B/ب” harfi gereği özünden açığa çıkarıyor. İnsanda öyle. Her şey özünde gizli… Haramlardan kaçındığında… Farzları yerine getirdiğinde… Esma manalarını şuur dünyasında tekrar ettiğinde… “B/ب” harfi gereği esma manalarının işaret kapsamları insanın hayatında açığa çıkar ve bakış açısı olur. Yani kimse dışarısından bir şey katmıyor. Her şey özündeki bahr-i muhitinden dirilip kendisinde canlanıyor.
- Tüm görünenler sadece yapının bir tarafı. Fili elleyen körler misali. Ya tam resmi görsek… Acaba aynı şimdi gibi mi düşüneceğiz. Asla… Huşudan kalbimiz sanki yerinden fırlar. Bedeni terk etmeden o görüşe kavuşmak ümidiyle… Yoksa ebeden mahrum kalacağız. Kendi görür yanımız kadar yaşam sürüp ve hayatımızdan memnun olarak, sonsuzluğumuzda yaşayacağız.
- Gerçeğe erenlerin kavramlarla anlattıkları gerçeklere, biz aynı kavramlara yüklediğimiz yeni manalarla yaklaştığımız için, farkı fark edemiyoruz. Gerçeği hissedemeyişimizin önündeki en büyük engel, kavramlara yüklediğimiz yeni anlamlardır.
- Gündelik kargaşadan arınıp büyük resmi keşif eden Allah kulları, her an mevcutturlar.
- Gül yeşertelim. Tüm insanlığa hayat saçalım. Gül gibi olan insanların yüzleri, gülücükler ile şenlensin. Dünya huzur dolsun.
- Gören bir daha asla görmemiş olamaz. Sevdiğiyle arasına hendekler açılsa bile, sevdiği hep gönlünde kalacaktır. Ama beğenen ise beğendiği kişideki beğendiği değer tükenince, terk eder. Seven benliğe yani zata muhabbet duyar. Beğenen ise sıfata… Zât türlü türlü sıfata bürünürde görünür. Gözü zatta olan, zattan sıfatları seyreder. Gözü sıfatta olan ise, kendisi de sıfattan gelen bir mana olarak yaratım planında yer aldığı için, kendi manasına uygun tecellinin yansıdığını göremeyince terk eder.
- Bazen günah, insanı frenlemek için bir yokuştur. Onun için de tövbe kapısı açık bırakılmış, sadece peygamberler ismet sıfatı ile mevsuf edilmişlerdir.
- Ey işlenen günahı sevgiyle karşılayan cambaz…. Unuttun mu rabbinin sözünü…. Bir günahı işlerken veya işlenen bir günahı seyrederken, oh çekip gülenin, ağlayarak cehenneme atılacağını…. Yoksa sen rabbinden gelen sözün oyun eğlence olduğunu mu sandın…. Yazıklar olsun senin inandığın yola…. Yazıklar olsun sana…
- İnat ve körlük gözleri görmez eder. Bu insani bir hakikattir.
- Kendini yeterli görmek her günahın anasıdır.
- Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığımız şeyleri yazıp çizip söylememiz, en büyük iftiradır. Işte bu, günah olarak bize yeter.
- Bir güneş gibi ışık saçalım. Herkes nasibindekini alacaktır. Çoban değil gözetmen olalım. Herkes yolunu bulacaktır.